Türkiye yükselen güç mü? Avrupa Birliği'ne sorun! PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Sonntag, den 15. Februar 2026 um 23:18 Uhr

Engin Erkiner: Türkiye yükselen güç müdür?

Bu belirlemeye “evet” demiştim.

Bazı arkadaşlara garip gelmiş…

Bu soruya performansa bakarak cevap vermekte yarar vardır.

Avrupa Birliği hızla silahlanıyor ve zayıf ordusunu Türkiye’nin askeri gücünü yanına alarak güçlendirmeyi hedefliyor. Türkiye, AB üyesi olmadan Birlik’in askeri bünyesinde yer alabilir. İlk adım, ortak manevralardır ve arkası gelir…

Bunu kendileri açıkladılar.

AB’nin ekseni olan Almanya ve Fransa, Birlik’in ABD’ye olan bağımlılığını azaltmak için bölgesel önemli güçlerle ilişkilerin sıkılaştırılmasından yanadır. Kimdir bu önemli güçler? Almanya başbakanı saydı: Hindistan, Brezilya, Türkiye…

Hindistan ile AB arasında gümrüklerin karşılıklı olarak indirilmesi anlaşması yapıldı.

Türkiye ile her konuda zaten sürekli ilişki bulunuyor.

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkinin Rojava konusundaki sonucunu gördük.

Bu ülkelerin yöneticileri Türkiye’yi değerlendirirken aptal değildirler herhalde…

Denilecektir ki, Türkiye’nin özellikle İHA ve SİHA konusunda önemli gücü bulunuyor ama bunların parçaları değişik ülkelerden geliyor.

Bu konuda eskiden yazı yazmıştım, kısaca tekrar edeyim:

Klasik montaj sanayisi iç pazara yöneliktir. Buna ithal ikameci sanayileşme de denirdi. Türkiye de bunu 1960-1970 döneminde özellikle uyguladı. Ardından ihracata yönelik gelişmeye yöneldi. Bu konuda geriden gelen bir uygulamaya sahiptir. İlk uygulama Şili’de 1974’te başlamıştır.

Burada üretilen malların –diyelim silahların- değişik parçaları muhtelif ülkelerden gelebilir ama üretim iç değil dış pazara yöneliktir. İki montajcılık birbirinden farklıdır.

“Filan ülke şu parçayı vermezse Türkiye bu silahı yapamaz” belirlemesi yetersizdir çünkü filan ülke o parçayı verecektir. Vermedi diyelim, 50 yıl öncesinde yaşamıyoruz, Türkiye o parçayı başkasından alabilir.

Eskisinden farklı olarak silah sanayisi dünya çapında yaygınlaştı. Mesela günümüzde önemli silah üreticilerinden birisi İspanya’dır ve Türkiye bu ülkeden değişik silahlar almaktadır. Yeni yapılan SİHA gemisi –uçak gemisi olarak tanıtıldı- önemli oranda İspanya kaynaklıdır.

Bunları görmeden diyelim 50 yıl öncesini bugüne taşımak doğru olmaz.

Türkiye askeri gücüyle yayılan bir ülkedir.

Somali dikkatinizi çekmiyor, değil mi?

Türkiye, Somali’ye savaş gemilerinin yanı sıra savaş uçakları da gönderdi. Burada üs kuruldu. Keza Katar’da büyük askeri üs var.

Somali açıklarında denizde doğal gaz aranacakmış ama hepsi bu kadar değildir.

Somali füze denemeleri için ideal yerdir. Ben söylemiyorum, İngiliz gazetelerinin belirlemesidir.

Belirgin yanlış şudur: karşınızdakini küçümseyince, onun küçüldüğünü sanıyorsunuz.

İnsan bu şekilde ancak kendini yanıltır.

SİHA’ları kişilere suikast yapabilecek düzeyde kullanan kaç ülke var dünyada: ABD, İsrail ve Türkiye öncelikli isimlerdir.

Türkiye’nin İHA ve SİHA’ları değişik ülkelere –aralarında Avrupa ülkeleri de bulunuyor- ihraç ediliyor. Bunların filanca parçası filanca ülkede geliyormuş; gelsin, ne olacak ki!

Türkiye askeri yönü ağır basan alt emperyalist bir ülkeydi. Bu belirlemeyi 2000 yılında yayımlanan Alt Emperyalizm ve Türkiye kitabında yapmıştım. Daha sonra bu belirleme değişik yazarlar tarafından kullanılmaya başlandı.

Bu 25 yıl önceydi. Türkiye emperyalist ülke statüsüne yükselmiştir.

ABD, İngiltere, Fransa değildir ama önemli bölgesel güçtür ve bölge sürekli genişlemektedir.

Daha önce Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlar’ı kapsıyordu bu bölge ve geniş Ortadoğu denirdi. Buna şimdi Avrupa’nın kalanı da eklenmektedir.

Denilebilir ki, bu durum değişebilir.

Herşey değişiyor, bu da değişebilir.

50 yıl önce Çin’in dünya ekonomisinde esamesi okunmazdı; durum değişti.

Dünya silah ihracatçıları listesinde Türkiye hiç yoktu, şimdi alt sıralardan listeye girmiş durumdadır.

İspanya da yoktu, o da alt sıralardan girmiş durumdadır.

 

Değişimi görmeden gelişmelerden bir şey anlamak mümkün değildir.