|
Engin Erkiner: Her şey sürekli değişiyor ve eklenmelidir: adına ister geç modernizm deyin isterseniz post modernizm, bu dönemin önemli özelliklerinden birisi değişmenin hız kazanmasıdır. Hiçbir konuda her şeyi açıklayan teori yoktur. Teori parçalıdır, önemli ayrışma vardır. Bütünsellik yine kurulabilir ama eskisinden daha az parça birleştirilerek ve değişme sürekli dikkate alınarak kurulabilir.
Bu durum emperyalizm için de söz konusudur.
Emperyalizm derken öncelikle ABD’yi kastediyorum. Öğreniyorlar; devrimcilerden, sürekli aynı şeyleri tekrarlayan Marksistlerden hızlı öğreniyorlar. Eksiklerini, hatalarını kabullenmekte zorlanmıyorlar çünkü kendi yönlerinden daha iyisini yapmaya çalışıyorlar.
Mesela ABD çelişkisi bulunan ülkelerdeki rejimleri değiştirmek yerine, onları değişik yönlerden baskı altına alarak istekleri doğrultusunda yönlendirmeyi tercih ediyor.
Irak’taki rejim değişikliği ABD lehine olmadı. Nüfusun üçte ikisinin Şii olduğu Irak’ta İran’ın etkisi güçlendi. Saddam bu etki önünde ciddi engeldi. Irak’taki Şiiler tümüyle İran’ın etkisinde olmamakla birlikte bu ülkenin etkisi arttı.
İslam Devleti (İD) Sünni subaylar tarafından kuruldu ve hemen ağır silahlara sahip oldu. ABD ciddi hata yaparak Irak ordusunu dağıttı, boşta kalan Sünni subayların önemli bölümü de İD’yi kurdu.
ABD Irak’taki rejim değişikliğini bugün başarısızlık olarak görüyor.
Venezüella’da devlet başkanını kaçırdı ama rejim değişikliği istemiyor.
Küba’ya petrol vermeyin ve ABD petrol şirketlerinin piyasanıza girmesine engel olmayın; bu kadarı yeterlidir.
Rejim değiştirmek hem kolay değildir hem de hesaplamadığınız sonuçlar ortaya çıkabilir.
Başka ülkelere müdahalelerde kara gücü kullanmamak bir başka önemli değişimdir.
Bunu yapmak zaten rejimi değiştirmeyi hedeflememek anlamına gelir.
Askerlikte kuraldır; bir bölgeye hakim olmak istiyorsanız, oraya piyade girmelidir.
Çok değil on yıl öncesinin emperyalist bloğunda ciddi ayrışmalar yaşanıyor. Bunları 379 nolu son videoda anlatmıştım.
Almanya Başbakanı ABD’ye bağımlılıktan kurtulmayı –en azından bunu azaltmayı- ve bu amaçla aralarında Türkiye’nin de bulunduğu önemli güçlerle yakın ittifak kurmak gerektiğini belirtiyor.
Ve mesela Kemal Burkay AB’nin Kürtlere borcunu ödemesini isteyebiliyor.
Politikada borç diye bir şey olmamasının yanı sıra, Türkiye AB için yükselen güç durumundadır.
Nelerin değişmekte olduğunu iyi izlemek ve yakın da olsa geçmişte kalanları tekrarlamamak gerekir. |