|
Engin Erkiner: İsviçre Davos’ta dünyanın güçlü ülkeleri yıllık toplantılarını yapıyorlar. Her yıl yapılan bu toplantı görüş alışverişi temeline dayanır. Bağlayıcı tarafı yoktur. Yine de ifade edilen görüşler önemle not edilir.
Bu yılkı Davos’ta hem Kanada ve hem de Almanya başbakanları uluslar arası düzenin değişmesinden söz ettiler. Önceki bir yazıda buna “son dünya düzeni” demiştim.
Son dünya düzeninin öncekilerinden önemli farkı uluslar arası kuralların zayıflamasıdır. Eskiden uluslar arası düzen daha kurallıydı. Sonuçta bu kurallar güçlüler tarafından belirlenir ve gerektiğinde kuralı çiğnemek için gerekçe bulmakta zorlanılmazdı ama kurallar daha fazla dikkate alınırdı.
Mesela ABD yıllar önce Saddam’ı devirmek için “biyolojik silahları var” yalanına başvurmuş, savaştan sonra da bu silahları bulamadığını açıklamıştı.
Yeni dönemde kuralsızlık arttı.
Bir ülkeye baskın yapıp devlet başkanını kaçırmak yenidir denilemez (ABD bunu daha önce Panama’da yapmıştı) ama büyük kuralsızlıkların tek örneği değildir, eskisinden farklı olarak peşpeşe geliyorlar.
İsrail’in Gazze’de yaptıkları Hamas’ın bu ülkeye yaptığı saldırının boyutlarını fazlasıyla aşmış durumdadır.
Rusya değişik gerekçelerle önce Kırım’ı ilhak etti, ardından Doğu Ukrayna’da bir bölgeyi ele geçirdi.
Türkiye’nin desteğindeki Suriye ordusu ABD ve İsrail’in de onayıyla Rojava’yı neredeyse ortadan kaldırdı; fazlasıyla küçülttü.
Davos’ta yeni olarak Trump tarafından Birleşmiş Milletler’e alternatif olarak Barış Forum’u önerildi. Şimdilik 35 ülke tarafından destekleniyor.
BM uzun zamandır işlevsiz örgüt durumundaydı. Karar alırdı ama yaptırım gücü yok sayılırdı. Yaptıramıyorsanız karar almanın anlamı kalmıyor.
Son dünya düzeninin yükselen gücü şimdiki durumda Türkiye’dir.
Hem ABD ve hem de Avrupa Birliği’nin desteğini almak, muhtemelen Gazze’de askeri güç bulunduracak olmak, Rojava’yı tehlikeli olmaktan çıkarmak şimdiki önemli adımlarıdır.
İçerdeki “barış süreci”nin çıkışsızlığı da iyice belli oldu denilebilir.
TC dünyayı izlemekte, gerekli ilişkileri kurmakta ve fırsat kaçırmadan saldırmakta etkindir denilebilir.
Kötü kaybedenlere “kendi düşen ağlamaz” demekten başka söylenecek söz bulunmuyor.
|