ROJAVA VE AZİZ NESİN PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Mittwoch, den 21. Januar 2026 um 19:07 Uhr

Engin Erkiner: Ne ilgisi var derseniz doğrudan ilgisi bulunmuyor ama bir romanıyla ilişki kurulabilir.

Aziz Nesin’in Zübük adı romanını yıllar önce okumuştum. Başlangıçtaki birkaç cümleyi tam olarak hatırlamıyorum ama şöyle diyordu denilebilir: hava çok sıcak ve köpeğin birisi yorgun adımlarla bir kağnının gölgesine sığınmış, onunla birlikte ilerliyor ve ilerledikçe kağnının gölgesini kendi gölgesi sanmaya başlıyor.

Teşbihte hata olmaz, denir. Rojava Kürtleri ve çevreleri bu bölge üzerindeki ABD gölgesini, baştan beri var olan ABD gölgesini zaman içinde tümüyle olmasa bile önemli oranda kendi gölgeleri sanmaya başladılar. Devrim oldu, demokratik toplum, kadın devrimi vb. Bunların tümü için ABD himayesi zorunlu şarttı ama giderek bu gerçeği geri plana attılar. Tartışmalardan biliyorum aksini iddia edenler bile oldu.

Bu gerçeğin yeterince farkında olsalardı bölgede kısa sürede bu kadar gerilemezler ve sonuçları da bu kadar sarsıcı olmazdı.

Sosyalistlerde de düşmanı küçümsemek özelliği vardır. 1920’li yıllarda Karl Korsch bu nedenle “komünistlerin karşı devrim teorisi yoktur” demişti. Faşistler; İtalya’da Mussolini, Almanya’da Hitler, İspanya’da Franco, sosyalistleri ve ittifaklarını yenmişler, Avrupa siyaha boyanmıştı. Ekonomik bunalım döneminde faşistlerin kazanması akıl almaz bir şeydi ama oluyordu.

Benzerini reel sosyalist ülkelerdeki partiler de yaptılar. Buna göre kapitalizm kaçınılmaz olarak çökecekti, yeni bir sanayi devrimi –ya da bilimsel teknolojik devrim- yapabilmek kapasitesine sahip değildi. Durumun böyle olmadığını fark edenler oldu (SED Genel Sekreteri Walter Ulbricht gibi) ama SBKP’ye anlatamadılar. Sonunda bilgisayar devrimi ya da üçüncü sanayi devrimi gelecekti.

Türkiye son on yılda önemli oranda güçlendi. Özellikle askeri olarak güçlendi. Geri sıralarda da olsa dünya silah ihracatçısı ülkeler listesine girdi ve giderek yükseliyor (şu anda 11. sıradadır).

Geniş Ortadoğu bölgesinde (klasik Ortadoğu+Balkanlar+Kafkasya) önemli ülke durumundadır. Geniş bir alanda bölgesel güçtür ve şimdi de Avrupa Birliği savunma projesine girmektedir.

Bu durumdaki bir ülkeyle kendi başına mihrak olan Rusya ve ABD gibi ülkeler iyi geçinirler, isteklerini dikkate alırlar.

Azerbaycan-Ermenistan savaşında bunun örneklerinden birisini görmüştük. Türkiye, Rusya ile anlaşarak çatışmada Azerbaycan lehine müdahalede bulundu.

ABD yetkililerinin “Rojava ömrünü tamamlamıştır” mesajını bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Ömrünün tümünü tamamlamamış olabilir ama ciddi oranda şimdiden gerilemiştir.

İsrail de Türkiye’ye karşı bir şey yapamaz.

Türkiye yayılıyor.

Sessizce Somali’de askeri üs kurdu. Hint Okyanusu’na bakan bu alan füze denemeleri için idealdir. Ve bir yetkili bu konuda çalıştıklarını açıklayacaktı.

Düşmanı küçümseyerek kendisinin büyüdüğünü sanmak öldürücü bir yanılgıdır ve bu yanılgı Kürtlere özgü değildir.

Türkiye bir ABD ya da İngiltere değil ama geniş bir bölgede emperyalist ülke statüsüne yükselmiştir.

Sadece Kürtlerin değil, muhalif olan herkesin bunu unutmamasında yarar vardır.