SURİYE SÜRERKEN... PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Mittwoch, den 21. Januar 2026 um 08:16 Uhr

Engin Erkiner: Kesinlikle yakın tarih bilgisini bile unutan, objektif duruma göre değil de isteklerine göre analiz yapan, kısacası boş konuşan ne kadar çok insan bulunuyor.

Rojava, Suriye iç savaşının başlangıcında merkezi yönetimin zayıflamasından yararlanarak ortaya çıktı. Türkiye bu süreçte önemli rol oynadığı için istemeden Rojava’nın ortaya çıkmasını kolaylaştırdı.

Ardından İslam Devleti Rojava’ya saldırdı. Rojava kendini savundu ama iyi silahlara sahip İD karşısında çaresiz kaldı. İD bu silahları ABD’nin devirdiği Saddam ordusunun envanterinden almıştı ve içlerinde de Iraklı çok sayıda Sünni subay bulunuyordu. Bu da onların askeri vurucu güç özelliğini artırıyordu. ABD’nin Irak’ta yaptığı büyük hata orduyu dağıtmak oldu. Bu ordunun subay kademesi İD’nin çekirdeği oldu denilebilir.

ABD uçaklarının yoğun bombardımanı sonucu İD Kobane’den çekilmek zorunda kaldı. Yani Kobane’nin ayakta kalmasını sağlayan ABD bombardımanı oldu. Kobane direniyordu ama yetmiyordu.

Rojava adı verilen bölge yıllarca ABD himayesi sayesinde yaşadı.

Bir oranda Rusya’nın da koruması oldu. Rusya, Suriye’de İD’ye yönelik bombardımanlar yaptı. Çeçenistan’da bitirilen şeriatçı ayaklanmanın ardından bu güçler büyük oranda Suriye’ye geçmişti. Putin, “Suriye’de en büyük yabancı güç Rusya vatandaşlarından oluşuyor” derken bunu kastediyordu.

SDG de İD ile savaştı ve ortadan tümüyle olmasa bile kaldırılmasında önemli işlev gördü.

SDG Suriye’de fiili olarak ABD askeri konumundaydı. Türkiye bu askerliği kendisin yapabileceğini teklif etti ama ABD yaşanmadı.

Normaldir çünkü SDG’nin denetlenmesi ve yönlendirilmesi bölgesel güç olan Türkiye’ye göre daha kolaydır.

İlişkiler değişmeye başladı…

İlk olarak Türkiye, Rusya ile ilişkisini iyileştirdi. Nükleer reaktör yapılmasının (Akkuyu) ardından Rusya sınırı açtı, Türkiye girdi ve alınmaz sanılan İdlib’i aldı.

SDG birkaç kere ABD’ye Suriye’den çekilmemesi için başvurdu.

Şimdi ne oldu denirse, ABD tutum değiştirdi ve SDG’yi kollamaktan vazgeçti. Sonuna kadar böyle mi yapacaktır yoksa bir noktada durulmasını mı isteyecektir, bilmiyoruz.

SDG önemli darbe aldı. Alan kaybetmesinin yanı sıra en önemlisi gelirinin yaklaşık üçte ikisini elde ettiği petrol ve doğal gaz alanı elinden gitti.

SDG’nin elindeki yerleri peşpeşe alan Suriye ordusu bunu kendi başına yapabilecek güçte değildir. Türkiye’nin malzeme ve kadro desteği bulunuyor. Hatta operasyonu yöneten genelkurmaydır bile denilebilir.

On yıldır –Kobane dahil- ABD sayesinde yaşayan SDG şimdi kendisini korumadığı için ABD’ye kızıyor. Yakın zamanda bile ne olup bittiğini unutan türlü çeşitli kitle de Suriye yönetimine, Türkiye’ye ve ABD’ye kızıyor.

İlk ikisi anlaşılabilir de ABD’ye neden kızıyorsunuz?

Bugüne kadar ABD sayesinde yaşamadınız mı?

ABD, çıkarları öyle gerektirdiği için, Suriye ve özellikle de Türkiye ile yakınlaşmayı tercih etti.

Denilecektir ki, SDG yıllarca İD’ye karşı mücadele etti…

Doğrudur ama buradan ne çıkar?

ABD de onları koruma altına alarak yaşamalarını sağladı.

ABD’nin koruması olmadan Rojava yaşayamazdı.

Bu yönetim on yılda Kürtlerin dışında birlik kurmakta başarılı olamadı.

Türkiye sosyalistlerinden Rojava’da savaşmaya gidip hayatını kaybedenler oldu.

Rojava’nın ortaya çıkmasında ve yaşamasında asıl güç olan ABD şimdi tutumunu değiştiriyor.

Günün birinde böyle olacağı bekleniyordu.

Rojava uygun uluslar arası konjonktürün ürünüydü.

Konjonktür değişince durum değişecekti.

Durum budur.