SON DÜNYA DÜZENİ PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Sonntag, den 18. Januar 2026 um 17:49 Uhr

Engin Erkiner: Yeni Dünya Düzeni vardı, geçmişte kaldı. Rusya’nın Ukrayna işgaliyle başlayan –başlangıç ve bitiş tarihleri semboliktir- En Yeni Dünya Düzeni de yapısal olarak değişti. Bu nedenle Son Dünya Düzeni demek yeniyi anlatmak için daha uygundur.

En Yeni Dünya Düzeni, öncekinin aksine çok kutupluydu: ABD ve müttefikleriyle, Rusya-Çin ve müttefikleri.

Son dünya düzeninde çok kutupluluk kaybolmadı ama karmaşıklaştı. Kendi başına kutup oluşturmayan ama dikkate alınması gereken ülkeler ortaya çıktı. Bunlar yeni oluşmadılar, önceden de vardılar ama önemleri arttı.

Bunlardan birisi Brezilya’dır. Çin’in Güney Amerika’da yakın ilişki kurduğu Brezilya ABD’nin kıtaya yönelik politikalarını onaylamıyor. Eskiden olsaydı ABD bu ülkede darbe yapardı, artık yapamaz.

Bir başka örnek Türkiye’dir. Türkiye de Brezilya gibi kendi başına bir kutup değildir ama kutuplar tarafından sürekli dikkate alınmak durumundadır. Brezilya’nın büyük ekonomik gücü bulunuyor, Türkiye’nin ise askeri gücü…

Dikkate alınmanın iki göstergesi vardı.

Birincisi; Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği tarafından Rusya’ya uygulanan ambargoya uymuyor. Bu biliniyor ama herhangi bir yaptırım uygulanamıyor.

İkincisi; Türkiye, AB’nin yeni savunma konseptine çağrılıyor. AB üyesi olmamasına rağmen AB’nin geliştirilen silahlı gücünün yeni bileşeni olmaya yöneliyor.

Sonuncusunu Kuzey Suriye’de görüyoruz. Suriye ordusu YPG’nin elindeki alanları alıyor. Rojava yok olmuyor ama daralıyor, etkisi azalıyor.

Neler okurduk daha düne kadar: ABD ve İsrail buna izin vermezmiş; falan filan…

İsrail Gazze’de ABD’nin resmi olarak birkaç kere açıklanan muhalefetine rağmen büyük yıkım gerçekleştiriyorsa, Türkiye de Suriye ordusuna destek sağlayarak Rojava’yı daraltıyor.

Günümüzde gerçekler yıllarca sürmüyor, haftalarca bile zorlukla gizlenebiliyor.

Neymiş, Trump’a yakın bir senatör Suriye’de Kürtlere yönelik askeri harekata karşı çıkmış. Ne olmuş karşı çıkmışsa? Ne olduğunu görüyoruz işte…

Dünde yaşamayın, dünyadaki değişimi anlamaya çalışın…

Biliyorum, özellikle Marksistlerin kafa yapısı bunu yaklaşık eş zamanlı anlamaya uygun değildir ama anlamaya çalışın…

ABD’nin şu veya bu bölgede istediğini yapabildiği dünya yok artık…

Benzer durumu ABD-İsrail’in İran’a saldırısı sırasında da görmüştük.

Çok kişi İran’da en azından rejim değişikliği yaşanacağını düşünmüştü, ben de yazılarda ülkenin ne bölünmesinin ne de rejim değişikliğinin olmayacağını belirtmiştim.

Her ülkeyi müttefikleriyle, gerektiğinde aktif harekete geçecek müttefikleriyle birlikte düşünmek gerekiyor. İran sadece İran değil; Rusya, Çin ve Kuzey Kore ile birlikte düşünülmelidir.

ABD, Grönland’ı istiyor. Bu istemenin güvenlikle değil, adadaki büyük yer altı kaynaklarıyla ilişkisi bulunuyor. Danimarka –Grönland bu ülkenin özerk bölgesidir- vermiyor ve AB ülkeleri tarafından da destekleniyor. Trump gümrük tehdidine başvurmak zorunda kalıyor.

ABD’nin istediğini yapması eskidendi, geçti o günler…

Bunu ve sonraki gelişmeleri anlamaya çalışın…