|
Engin Erkiner: Çin kitabının genişletilmesi esas olarak bitti sayılır. Kütüphanede yeni çıkan Çin’le ilgili kitap var mıdır, bakacağım ve varsa bile fazla olmayan oranda ekleme yapılır, o kadar.
Kitabı genişletirken enternasyonaller ne yapmıştır, devrimlerin gerçekleşmesinde ne kadar işe yaramıştır sorusu aklıma geldi.
Birinci Enternasyonal uluslar arası pek etkisi olmadan Marx ile anarşistler arasındaki anlaşmazlık sonucu dağıldı.
İkinci Enternasyonal partileri Birinci Dünya Savaşı sırasında büyük oranda burjuvazilerini desteklediler. Bolşevikler ve birkaç küçük partinin tutumu farklı olacaktı.
Üçüncü Enternasyonal komünist partilerinin kurulması ve sosyal demokrat kalan partilerden ayrışmayı örgütledi ama devrimlerin gerçekleşmesinde rolü olduğu söylenemez.
Orta ve Doğu Avrupa’daki sosyalist devrimler Kızıl Ordu’nun bu ülkelere girmesi sayesinde gerçekleşti. İki ülke büyük oranda kendi gücüyle İtalyan ve Alman faşistlerini yenecekti: Arnavutluk ve Yugoslavya.
Yugoslavya’da devrim Tito’nun 3. Enternasyonal şahsında Stalin’i dinlememesiyle gerçekleşti denilebilir. Stalin savaşın sadece Kızıl Ordu tarafından yürütülmediğini, bu nedenle İngiltere ve ABD’nin konumunun da dikkate alınması gerektiğini savunuyordu. İngiltere sabık Yugoslavya kralını ülkenin meşru temsilcisi olarak tanıyordu ancak Tito bunu reddetti ve Stalin’in isteğini dikkate almadı.
SSCB Yugoslavya’daki partizanlara yıllarca askeri yardım yapmadı. Buna rağmen partizanlar hayli zorlanarak Nazileri yendiler. Yanlış hatırlamıyorsam Göring “Tito gibi birkaç generalimiz olsaydı ordumuzun durumu farklı olurdu” demişti.
Çin devrimi ise ÇKP’nin Mao kanadının 3. Enternasyonal ve onun arkasındaki Leninci düşünceyi dikkate almamasıyla gerçekleşti denilebilir.
Doğu Halkları Kurultayı’nda Lenin sömürge ve yarı sömürge ülkelerde ulusal burjuvaziyle ittifak yapılması gerektiğini ve hatta bu sınıfın devrimde önderlik de yapabileceğini savunurken, Hindistan temsilcisi Roy buna karşı çıkmıştı. Roy’a göre ulusal burjuvazi kaypak bir sınıftı, güvenilmezdi.
Lenin’in görüşü temelinde 3. Enternasyonal ÇKP ile ulusal burjuvazinin temsilcisi olan Komintang’ın ittifak yapmasını istedi. Yaptılar ve ardından Çin’de işçilerin belirgin olarak bulunduğu tek kent olan Şanghay’da 1927’de Komintang’ın da desteğinde komünistlere yönelik büyük katliam yaşandı.
Buna rağmen 3. Enternasyonal Komintang ile ittifakın sürmesinde ısrarcı olurken, ÇKP’nin Mao’cu kanadı bunu kabul etmedi ve kırlara çekilmeyi tercih etti.
Eğer 3. Enternasyonal kararına uyulsaydı Çin devrimi büyük ihtimalle gerçekleşmezdi.
Köylülüğün komünist partisi önderliğinde sosyalist devrim yapabileceği, kırlardan kentlerin kuşatılması ya da uzun süren halk savaşı anlayışı zamanın Leninistlerinde bulunmuyordu.
Mao o yıllarda, ölümünden sonraki büyük reform politikasında Deng Xiaoping’in de kullanacağı bu belirlemeyi yapmıştı: gerçeği olgularda arayın, kitaplarda değil…
Ve “yemek yapmak uygun alıntı bulmaktan zordur”.
Gözlerinizin önünde bir şeyler oluyor ve bu olanlar büyük önder Lenin’in düşüncelerine ve kitaplara uymuyor. Olanın tarihini de öğrenerek yeni yol bulun…
Sonuç olarak enternasyonallerin devrimlerde önemli rolü olmamıştır denilebilir.
Daha sonra Troçkistlerin kurduğu 4. Enternasyonal vardır.
Kayda değer etkisi olmamıştır.
Bu enternasyonalin sekreteri Mandel 1989’da Doğu Berlin’de yaptığı konuşmada gösteri yapan halktan bürokrasiye karşı devrim yapmasını isteyecekti. Kısa süre sonra yapılan seçimi ise eski DAC bölgesinde CDU kazanacaktı.
Mandel hayal dünyasında yaşıyordu.
Yine aynı enternasyonal Polonya’da Dayanışma Sendikası’nı desteklemişti. Örgütlü bir bölüm işçi, başka kesimleri de yayına çekerek komünist partisi iktidarına karşıydı. Bu işçiler başka bir sosyalizm değil, kapitalizm istiyordu.
Anlaması zordu ama gerçek böyleydi.
Yeni bir enternasyonal kurulması ihtimalini görmüyorum. En başta otoritesi kabul edilmiş bir merkez bulunmuyor. Daha önce Alman SPD’si ve ardından SBKP vardı. Tartışmayla bir yere gidilmez, güçlü bir merkez gereklidir.
Bu bulunmuyor.
Sosyalist ve değişik ilerici örgütler arasında iletişim ve belirli oranda koordinasyon zaten bulunuyor.
Mesela Chavez ve ardından Maduro yönetimleri Küba ve Nikaragua’ya önemli ekonomik yardımda bulunmuşlardı. Bolivya için de aynısı yapılmıştı.
Bu ve benzeri adımlar için enternasyonale gerek bulunmuyor.
|