MARX'IN AŞILMASI ÜZERİNE... PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Sonntag, den 28. Dezember 2025 um 15:22 Uhr

Engin Erkiner: Marx’ın aşılması ne demektir?

Marx zamanındaki Marksizmin temel konulardaki görüşlerinin bazılarının veya tamamının aşılması demektir.

Hiçbir teori 150 yıldır aynı kalmayacağına göre bu zaten değişik yönlerden yapılmış durumdadır. Birkaçını sayacak olursak:

Birincisi; Marx, işçilerin kurtuluşu kendi eseri olacaktır, der. 20. yüzyıl başlarında Kautsky bunu değiştirir ve Lenin değişikliği Ne Yapmalı’da geliştirerek işçilerin kendiliklerinden sınıf bilincine ulaşamayacaklarını, sosyalist bilincin işçilere dışarıdan verilmesi gerektiğini savunur. Bu önemli bir değişikliktir.

İkincisi; Marx sosyalist devrimin temel gücünün işçi sınıfı olduğunu söyler. 20. yüzyıldaki bütün devrimlerde bu görüş yalanlanır. Komünist partisi önderliğinde demokratik ve sosyalist devrimin gerçekleştirilmesinde kent ve kır küçük üreticiliğinin rolü, işçilerden fazladır.

Sosyalist devrimin temel güçleri işçi sınıfı+yoksul köylülük+kent ve kır küçük üreticiliği ve devrimci aydınlardır.

Bu da önemli bir değişikliktir.

Üçüncüsü; devlet teorisi Marx’tan sonra önemli oranda geliştirilmiştir ve geliştirenler de kendilerini Marksist olarak gören kişilerdir. Gramsci, Althusser, Poulantzas, Hirsch, Jessop sayılabilecek birkaç isimdir. Geliştirilen teori uyarınca devlet üstyapı kurumu olmaktan çıkmış ve alt yapının içinde yer aldığı belirlenmiştir. Devletin, Lenin’deki gibi, sadece baskı aygıtlarından ibaret olmadığı, ekonomiden eğitime ve sosyal politikaya kadar çok alanda işlevli bir yapı olduğu savunulmuştur.

Marksist devlet teorisini incelerken sadece Marx’ın bu konuda neleri savunduğuyla yetinmek, teoriyi bilmemek demektir.

Dördüncüsü; sosyalist-komünist toplum ilişkisi değişmiştir. Dünya devriminin gerçekleşmesi sonrası kısa süreceği düşünülen komünist toplumun ilk evresi olarak sosyalizm uzun sürecektir. Sosyalizm ayrı bir toplumsal ekonomik sistem olarak görülmelidir. Bunu ilk savunan 1970’te Almanya Sosyalist Birlik Partisi Genel Sekreteri Walter Ulbricht’tir.

Beşincisi; Çin, Vietnam, Lao, Kuzey Kore ve Küba’da uygulanan Pazar sosyalizminin Marx zamanındaki Marksizmde yeri yoktur. Kapitalist toplumun pazar mekanizmasının sosyalist ekonomiye entegre edilmesini Marksizmde bulamazsınız.

Altıncısı; komünizmin tanımının değişmesi yönünde güçlü eğilim vardır. Marksist tanıma göre komünist toplumda herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar ilkesi geçerlidir. Bu tanım uyarınca komünist toplum, gelişmiş bir tüketim toplumudur çünkü ihtiyaç bitmez, karşılandığı oranda yenisi ortaya çıkar. Gelişmiş tüketim toplumu aynı zamanda gelişmiş üretim toplumu demektir ve dünyanın kaynaklarını da bunu kaldırabilecek durumda değildir. Tüketim her alanda geliştirilmemelidir, insan ihtiyaçları da dikkate alınarak kısıtlanmalıdır.

150 yıl öncesinde bunun düşünülmesi mümkün değildi.

Maddeler çoğaltılabilir.

Marx zamanındaki Marksizm önemli belirlemeleriyle aşılmış durumdadır. Bu nedenle Marksizm aşmakla övünmek, Amerikayı yeniden keşfetmek anlamına gelir.

Hiçbir teori 150 yıl boyunca aynı kalmaz. Bunu dikkate almadan Marksizmin şu veya bu konudaki görüşlerini Marx’ın ne savunduğuna bakarak incelemek, arada geçen tarihi, teoride ve pratikte yapılmış çok sayıda katkıyı görmemek anlamına gelir.

 

Cahillik insanı konuşturur dersek sanırım yerinde olur.