|
Engin Erkiner: Şu veya bu konuda başarısız olan ve bu başarısızlığa takılıp kalan insanlara eskiden beri şaşırmışımdır. Olabilir, insan başarısız olabilir. Bu durumda ya tekrar deneyip başarılı olmaya çalışırsınız ya da alan değiştirirsiniz. İki durumda da geçmişe takılıp kalmazsınız.
Denilebilir ki, söylemesi kolaydır ama yapması zordur çünkü geçmiş kültürün parçasıdır.
Kabul, geçmişi silip atamazsınız ama etkisini azaltabilirsiniz.
Kültür sabit değildir, sürekli çoğalır, eskisinin üzerine yenileri eklenir.
Nietzsche’den bir alıntı (hayatımın kitabı diyebileceğim Böyle Dedi Zerdüşt’ten):
“Gerçekten, kirli bir ırmak ademoğlu. Bir umman olmalı ki insan, kendisi kirlenmeden kirli bir ırmağı içine alabilsin.”
Herkesin hayatına bir kova çöp dökülebilir. Küçük ve durgun bir göl iseniz, o çöpün varlığı her zaman kendini hissettirecektir. Büyük ve dalgalı bir denizseniz, çöp kaybolacaktır. Deniz onu yutar.
Kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum ama 20 yaşından küçüktüm ve adını tam hatırlamadığım için yazmayacağım ama bir Fransız filmiydi. Diyordu ki kadın: “bir evlilik, bir çocuk, sonra ayrılık; bunlar herkesin başına gelebilir.”
Cümle beni etkilediği için aklımda kalmış…
Kadın mutsuzdu ve yaşadıkları herkesin başına gelebilirdi.
Önemli olan toparlanıp devam etmekti.
Ayrılıklardan şiddetle etkilenen erkekleri de kadınları da anlamakta zorlandım.
İnsan etkilenir ama yıllarca sürmesini ve şiddetli olmasını anlayamadım ve açıkçası anlamak da istemedim. Yıllar sonra anladım ki, asıl neden kendini yeniden üretememekti.
Dünyada kadın mı kalmadı; birisi olmazsa diğeri olur. Aynısı kadınlar için de söylenebilir. Dünyada erkek mi kalmadı?
Diyelim ki ikincisinde de olmadı; üçüncüye geçersiniz; onda da olmazsa dördüncüye…
Sayı sınırlaması bulunmuyor.
Çocuk da varsa, o zaman sorun oluyor.
Türk kadınları ayrılık durumunda çocuğu silah olarak kullanırlar. Yapmayanları da vardır ama çocuğun kullanılması yaygın özelliktir. Aklınca intikam alıyor, gerçekte ise çocuğun psikolojisini tahrip ediyor.
Bunu düzeltebilmek bazen mümkün oluyor bazen olmuyor. Birinci kızımda imkanım yoktu, yapamadım; ikincisinde yaptım. Annesini terk ederek esas yapan oydu aslında. Böyle bir şey istememiştim, kendisi karar verdi ve bir yıl kalan ve zor sınıf geçen çocuk okul birincisi olmaya başladı. Sorun psikolojikmiş, anne açıkça bloke ediyormuş.
Torunum herhalde yok, olsun da istemem. Herhalde diyorum çünkü birinci kızın evlendiğini bile sanmıyorum. Yaşı şimdi 49 olmalı, bağlantım yok ve zaten hiç birlikte yaşamamış iki insanın bağlantısı olup da ne olacak?
İkincisi 35 yaşında ve çocuk düşüncesi yok.
Maalesef özellikle Türklerde ayrılmış çiftlerde çocukların gelişmesi genellikle iyi olmuyor. Hayatları boyunca psikolojik sorunlardan kurtulamıyorlar. Şunu da belirtmek gerek: ikinci kızımın annesi birincisi kadar lanet bir tip değildi çünkü çocuk bana gelir gelmez kendini toparladı. Demek ki psikolojisi çok da kötü etkilenmemiş.
Aileyle çok sorun yaşamış bir insan olarak o sorunları geride bırakabilmek ancak kendini yeniden üretebilmek kapasitesiyle mümkün olabildi.
Hatırladıkça gülerim: kendinden çok şey bekleme… Yetenekleri normal bir insansın, hayal kırıklığına uğrarsın.
19 yaşındayken bu belirlemeyi yapan babamdı.
Ülkenin en iyi İngilizce öğretmeni sayılıyordu ve kendisinden tek cümle İngilizce öğrenmemiş olmakla gurur duyarım.
Kendini yeniden üretebilmenin formülü bulunmuyor, her insana göre durum değişir.
Hangi alanda olursa olsun kendini yeniden üretebilmede başarı esastır.
Bulunduğunuz yer belli, o zamanki amacınız belli ve bulunduğunuz yerden o amaca nasıl gideceksiniz? Bununla ilgili uygulanabilir planınız olması gerekir. Plan uygulama içinde değişebilir, önemli olan başlamak ve sürekli ilerlemektir.
Başarılan işler, yazılan kitaplar, bitirilen okullar sizi de değiştirir.
Her romanı bitirdiğimde başka bir insan olduğumu hissederim demişti Christa Wolf.
Doğru bir belirlemedir.
Belirteyim; kadın DAC’nin en fazla başka dillere çevrilmiş yazarıdır. Toplumcu gerçekçiliği reddeder. Bu nedenle olsa gerek yapıtları bizde sosyalist yayınevleri tarafından değil de başka yayınevleri tarafından çevrilir.
Olsun, kadının size ihtiyacı mı var?
Kadın Almanya’da ve İngilizce konuşulan dünyada tanınan bir romancıdır. Size ihtiyacı mı var?
Ölümünden sonra bütün yapıtları yeniden basıldı.
Bir ülkenin kültürü edebiyatının her çeşidine sahip çıkılarak, yapıtlar sürekli yeniden basılarak gelişir. Kadın hayatı boyunca DAC’de yaşamış, imkanı varken Batı’da yaşamayı istememiştir. Bu önemli değildir, önemli olan iyi bir romancı olmasıdır.
Kadının 1961’de yazdığı Türkçesiyle Bölünmüş Gökyüzü romanı Güney Kore’de bile tanınıyorsa –bölünmüş ülkeyi anlatır, Berlin Duvarı yeni yapılmıştı) kadının size ihtiyacı mı var?
İnsanın kendini durmadan eğitmesi birkaç üniversite bitirmekle sınırlandırılamaz. Yazılan kitaplar, yazılar, üretilen videolar ve daha başka şeyler insanı sürekli eğitir.
Sürekli olarak üretmek aynı zamanda kendini sürekli eğitmek, değiştirmek demektir.
Kendini sürekli olarak yeniden üretmenin pratikteki işleyiş tarzı böyledir.
Yeteneklerinizi iyi değerlendirin, kendi alanınızı açın, öncelikle kendi binanızı yükseltin ve gerisine de aldırmayın. İsteyen istediği gibi düşünebilir.
|