|
Engin Erkiner: Server Tanilli 29 Kasım 2011’de 80 yaşında hayatını kaybetti. İstanbul’da üniversitede hocalığı sırasında kendisine şimdinin “demokrat” gücü MHP tarafından suikast düzenlenmiş, ölmemiş ama hayatı boyunca engelli kalmıştı.
Yazın Dergisinin düzenli yazarıydı ve en fazla işlediği konu aydınlanmaydı. Yükselen dinciliğe karşı aydınlanmayı savunurdu.
Tanilli ansiklopedik kafaya sahipti. Yüzyılların Gerçeği ve Mirası adlı uzun tarih incelemesi de bunu gösterir. Bu ansiklopedik kafa klasikti, yeniyi üretemezdi. Yeni, doğal olarak eskinin içinden doğar ama aynı zamanda onunla belirli konularda kopmak demektir. Eskiyi şu veya bu oranda reddetmek yetmez, yerine yenisini koyabilmek gerekir.
Ansiklopedik kafalar eskiye biraz fazla bağlıdırlar.
Aydınlanma konusunda anlaşabildiğimizi söyleyemem.
Cumhuriyetin değerlerini savunurdu ve bu konuda haklıydı da…
Kemalizm değişik yönlerden eleştirilebilir ama aynı zamanda Türk aydınlanması demektir.
II. Mahmut’tan beri süregelen aydınlanmanın yeni kurulan devlet bünyesindeki radikal devamıdır.
İki konuda farklı düşünüyordum.
Birincisi; aydınlanmanın ilk büyük adımları İngiltere ve Fransa tarafından atılır. Kemalizm de Fransız aydınlanmasını örnek almıştır.
Aydınlanma ve sömürgecilik birliktedir. Aydınlanmayı laiklik, insan haklarının resmileştirilmesi, anayasadan, parlamentodan ibaret sanmak eksik kalır. Yükselen İngiliz ve Fransız aydınlanması aynı zamanda bu iki ülkenin dünya çapındaki sömürgeciliğinin de yükselmesiyle denk düşer. Başka deyişle Avrupa aydınlanmasının öteki yüzü Avrupa sömürgeciliğidir.
Bunu Adorno yıllar sonra “Barbarlık uygarlığın öteki yüzüdür” belirlemesiyle ifade etmişti.
İkincisi; günümüzde insanlığın başka aydınlanmaya ihtiyacı vardır. 17. yüzyıl ve sonrasındaki aydınlanma geride kalmıştır. Sürekli olarak o aydınlanmayı örnek göstermemek gerekir.
Bu anlayış aynı zamanda sömürgecilik sonrası teori (postcolonial theorie) tarafından da savunulmaktadır. Bu anlayışın özellikle Afrika aydınları tarafından savunulması rastlantı değildir.
Frantz Fanon aslen Martiniklidir ama Cezayir kurtuluş savaşında önemli rol oynamıştır. O, 1960’lı yılların Marksizmini “Avrupa Marksizmi” olarak görür. Batı Avrupa ülkelerinde üretici güçlerdeki büyük gelişme sömürgelerin –özellikle de Afrika’dakilerin- soyulmasıyla mümkün olmuştur. Fanon’a göre bu ülkeler Afrika’yı soymaları sayesinde üretici güçlerin gelişmiş olduğu ayrıcalıklı sosyalizm kurabileceklerdir.
Yeni çıkan bir kitap Die Aufklärung vor Europa retten” (Aydınlanmayı Avrupa’dan Kurtarmak” başlığını taşıyor. Yazarı Nikita Dhawan. Konu sömürgecilik sonrası teori çerçevesinde inceleniyor. Henüz okumadım.
Aydınlanma-üretici güçlerin gelişmesi-modernleşme birliktedir. Bunun mutlaka kapitalizm çerçevesinde olması gerekmez. 1917 sonrasındaki Sovyet aydınlanması (ya da sosyalist modernizm) bu bağlamdadır.
Geç kalmış modernleşmeler önemli oranda şiddet içerirler. SSCB’de olduğu gibi Kemalizm’de de durum böyledir. SSCB örneği benzerleri arasında en başarılısıdır. Birkaç sanayi merkezi olan yarı feodal bir ülkeyi 15 yılda sanayi ülkesine dönüştürmek, büyük acılar ve kayıplar yaşanarak da olsa, büyük başarıdır.
Yeni bir aydınlanmaya ihtiyaç var.
Konuyla ilgili olarak hem yazacağım hem de video hazırlayacağım.
|