BAKUNİN, ÖCALAN VE GARİP TEORİ PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Donnerstag, den 27. November 2025 um 18:40 Uhr

Engin Erkiner: Sosyalizme anarşizm üzerinden gelmiş biriyim. Anarşizm büyük bir teoridir ve yirmi yaşından önce bu teorinin başlıca bileşenlerini öğrenmiştim. Daha sonra anarşizmde bireye büyük önem vermeyi unutmadan konuyu fazla genelleştirdiklerini, kendiliğinden örgütlenmenin önemli sınırları bulunduğunu, merkezi örgüt olmadan politik mücadele yürütülemeyeceğini anlayıp ODTÜ’deki Sosyalist Fikir Kulübüne üye olarak (Mayıs 1970) sosyalizme geçmiştim.

Klasik anarşizmin önemli teorisyenleri Bakunin ve Kropotkin’dir. Sonraki yıllarda buna Murray Bookchins de eklenmiştir. Klasik diyorum çünkü anarşizm, tıpkı marksizm gibi, modernizmin sonuçlarından birisidir. İki akım da kapitalizm eleştirisi temelinde yükselir. Daha sonra her iki akımda da özellikle 1970’li yıllardan sonra kapitalizmde neo liberalizme geçişle değişmeler yaşanmıştır.

Anarşizmin iki temeli vardır:

Birincisi; devletin mümkün olduğu kadar kısa zamanda ortadan kalkmasını, bir deyişle toplumun devletten kurtarılmasını ister.

Marksizm de aynı amacı benimsemekle birlikte Marx’a göre geçici devlet olan proletarya diktatörlüğü bir dönem için gereklidir.

İkincisi; anarşizm bireyin (burada birey çoğuldur) kendini örgütleme yeteneklerine, dayanışmasına güvenir. Bu nedenle politik mücadele anlayışında kendiliğindencilik önemli yer tutar. Hiyerarşik örgütlenmeyi kabul etmez.

Anarşizmin yine önemli teorisyenlerinden birisi olan Kropotkin doğada aynı tür hayvanlar arasındaki dayanışmayı insanlar arasındaki dayanışmanın örneği olarak görmüştür. Bu tez bilimsel olarak kanıtlanamamıştır.

Gelelim sonuca…

Devletin devrimden sonra hemen ortadan kaldırılmasını istemekle, bireyin büyük oranda kendiliğinden örgütlenmesine güven birbirinden ayrılamaz. Benim de daha önce inandığım, daha sonra vazgeçtiğim, insan topluluklarında böyle bir özellik olsaydı, devletin en kısa sürede ortadan kaldırılması gerekirdi. İnsan toplulukları kendi içlerinde örgütlenerek toplumu ileriye götürürlerdi.

Devletsiz toplumu savunuyorsanız ve bunun olabilecek en kısa zamanda hayata geçirilmesini istiyorsanız, bireyi de fazlasıyla önemseyeceksiniz. Tabandan örgütlenmeyi savunacaksınız, temsilciler temelinde örgütlenmeye itiraz edeceksiniz, doğrudan demokrasiyi savunacaksınız vb.

Anarşizmin teorisyenlerinin yapıtlarında bu belirlemeler fazlasıyla bulunur.

Bir yandan devletsizliği savunacaksınız, diğer yandan da örgütte tek insan olacaksınız; önemli konulardaki bütün kararları siz vereceksiniz, diğerleri dinleyecek ve onaylayacak…

Böyle şey olmaz.

Bu uygulama anarşizmin birey, toplum ve örgüt anlayışına tümüyle terstir.

İkisini birden savunamazsınız.

Öcalan savunuyor.

İlkini savunuyor, ikincisini ise yıllardan beri yapıyor.

Bu durumda kendisi ya anarşizmin başlıca teorisyenlerini okumamıştır ya da okumuşsa da anlamamıştır.