ALMANYA VE SURİYELİLER PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Donnerstag, den 06. November 2025 um 08:40 Uhr

Engin Erkiner: Almanya Başbakanı Merz Suriye’de iç savaşın bittiğini, dolayısıyla bu ülkeden gelen ilticacıların başvurularının kabul edilmeyeceği gibi ülkedeki Suriyelilerin de kademeli olarak sınırdışı edileceklerini açıkladı.

On yıl kadar önce bir milyon kadar Suriyeli Türkiye üzerinden gelip Avrupa ülkelerini yayan geçerek Almanya sınırına gelmiş, zamanın Başbakanı Merkel bu insanların ülkeye alınmasına karar vermişti. Ülkeye çok sayıda göçmenin girmesi tartışmalara neden olmuş ve İşveren Birlikleri Başkanı Merkel’i savunmuştu. Almanya’nın çok sayıda düz işçiye ihtiyacı vardı ve yeni gelenler kısa sürede dil öğrenip biraz da eğitim gördükten sonra bu ihtiyacı karşılayabilirdi (Bkz. Mülteciler Göçmenler, Drive’da E Kitap olarak bulunmaktadır ve o günlerde Ocak 2016’da yayınlanmıştır).

Aradan on yıl geçti ve Suriyelilerin büyük bölümü beklentileri karşılamadı.

Suriyeliler arasında ayrışma yaşandı. Bir bölümü dil öğrenirken büyük bölümü bir şey yapmamayı seçti. Suriyeliler arasından az sayıda cihatçı çıktı.

Hatırlarsanız bir bölüm Alevi Türkiye’ye gelen Suriyelilerin büyük bölümünün cihatçılar olduğunu savunurdu o yıllarda. Sanki ülkelerinden çıkmak zorunda kalan Suriyelilerin iyileri Almanya’ya gelmiş, cihatçıları Türkiye’de kalmıştı.

Durumun böyle olmadığı daha sonra görülecekti.

2024 rakamlarına göre Almanya’da 975.000 Suriyeli bulunuyor. Bunlardan 163.000’i Alman vatandaşı olmuş durumdadır. 2025’te bu sayı biraz artmış olabilir.

Türkiye’deki Suriyelilerin bir bölümünün vatandaş olmasına karşı çıkanlar aynı uygulamanın Almanya’da da geçerli olduğunu düşünmüyorlar.

Alman vatandaşı olabilmek için yasal olarak ülkede en az beş yıl yaşamış olmak, yeterli Almanca bilmek, önemli suç işlememiş olmak ve kendi geçimini sağlamak gereklidir. Bu ülkede yeni uygulamayla çifte vatandaş olunabilmektedir.

Ülkede bulundukları on yıl boyunca başlıca işleri sosyal yardım almak olan, çalışmayan, herhangi bir kursa giderek meslek öğrenmeyen kişiler sınırdışı edilecektir.

Normal bir uygulama demek gerekiyor.

Benzer durum 1990’lı yıllarda İsviçre’de Türkiye’den gelen politik ilticacılarda da görülmüştü. İltica başvuruları kabul edilmişti, ardından bu kişilere hükümet tarafından iki yıllık teorik ve pratik kursa gitme imkanı tanınmıştı. Dil ve meslek öğreneceklerdi ve kurs süresince asgari ücret alacaklardı. İlticacıların bir bölümü bu kurslara giderken diğerleri gitmedi. Gerekçeleri şöyleydi: kursa gidersek iki yıl sonra çalışmak zorunda kalacağız, sosyal yardım alamayacağız. Şimdi kıt kanaat da olsa geçinip gidiyoruz, kursun ne gereği var?

Türkiye’den gelen insanların ne kadar siyasi oldukları başka bir ülkeye gittiklerinde açıkça ortaya çıkıyor. Yönetici düzeyindekiler dahil çok sayıda ismin siyasilikle ilgisinin bulunmadığı, olayların sürüklemesiyle siyasi olduğu görüldü. Bu insanların bir bölümü de yıllarca hapishanede kalmıştı. Siyasi imiş gibi görünmek başka bir ülkedeki hemşerileri, akrabaları arasında onlara prestij sağlıyordu ve bu nedenle de siyasi imiş gibi göründüler.

Almanya’ya iltica başvurularında Suriyeliler ve Afganların sayısı en fazla iken bunları Türkiye’den gelenler izlemektedir.

Almanya’ya son birkaç yılda Türkiye’den çok sayıda kalifiye eleman geldi. Bunların iltica etmelerine gerek kalmıyor, Almanya bu insanlara hemen oturma ve çalışma izni veriyor.

Diğerlerinin iltica başvurularının kabul edilmesi ise oldukça zordur.