|
Engin Erkiner: Kıbrıs’ta muhalefet adayının seçimi açık farkla kazanmasıyla ilgili yazmayacağım. Kıbrıs tarihi konusu 1970’de Aydınlık Sosyalist Dergi’de bana araştırma yapıp yazı hazırlamam için verilen konuydu. Yazı beğenilirse basılacaktı.
Konuyla ilgili hiç bilgim yoktu. Birkaç ay ODTÜ kütüphanesinde bulunan Kıbrıs tarihiyle ilgili İngilizce kitapları okudum ve yaklaşık 30 sayfalık araştırma yazısı hazırladım. Aynı yılın sonbaharında Mihri Belli ile Mahir Çayan tarafından sembolize edilen gruplar arasındaki ayrılma sonucu dergi bürosu dağıldı, vermiş olduğum araştırma yazısı da o arada kayboldu gitti.
Ben Mahir Çayan tarafındaydım. Gazete ebadındaki Kurtuluş dergisini çıkarmaya başladık, bunun için yeni büro tutuldu. Ben de İlhan Kalaycıoğlu ve Ali Orhan Yücelalp ile sürekli olarak dergide çalışıyordum. 12 Mart darbesinin ardından büroyu kapatmak zorunda kaldık.
Kıbrıs ile ilgili araştırmayı ana hatlarıyla hatırlıyorum.
Bu arada belirteyim, babam Kıbrıslıdır. İlkokul dördüncü sınıfın ilk altı ayını annemin Kıbrıs’a gitmesi nedeniyle –lise tarih öğretmeniydi- Lefkoşa’da okudum. Öğretmen dahil herkes Türkiye’den gelmiş olmam nedeniyle bana hayrandı. Rumlara düşmanlık ileri derecedeydi.
Kıbrıs 1960’lı yılların başlarına kadar uzun süre İngiltere’nin sömürgesiydi. İngiltere’ye karşı bağımsızlık savaşını esas olarak Rumlar yürütür (nüfusun çoğunluğudur). EOKA adlı örgüt gerilla savaşı verir. Bildiğim kadarıyla adada gerilla savaşının ayrı kuralları vardır. Çekilecek yeriniz sınırlıdır, arkanız denizdir. Bu örgütün başında Grivas bulunuyordu.
Bağımsızlıktan sonra adanın Yunanistan’a bağlanması çalışmaları hızlandı. Kıbrıs Rum toplumunda bunu istemeyenlerin yanı sıra bağımsız Kıbrıs’tan yana olanlar da vardı. Bunların başında Makarios geliyordu. Kıbrıs’taki Rumlarla Yunanistan’dakiler birbirinden farklıydı. Doğaldır, birkaç yüzyıl farklı ülkelerde yaşarsanız aynı dili konuşsanız ve aynı dine sahip olsanız bile farklılaşırsınız. Bu konudaki önemli nedenlerden birisi Kıbrıslı Rumların ekonomik durumunun 1960’lı yıllarda Yunanistan’da yaşayanlardan iyi olmasıydı.
İki toplum arasında sürekli gerginlik yaşanıyor, olaylar oluyordu. Kıbrıslı Türkler genellikle göçe zorlanıyordu ve artan sayıda İngiltere’ye gideceklerdi.
EOKA Türk köylerine saldırmaya başlamıştı.
Türkiye bağımsızlıktan itibaren adaya kendi elemanlarını yerleştirmeye yönelecekti.
Rauf Denktaş Türkiye’nin adamıydı, alternatif olarak ortaya çıkanlar öldürülecekti.
Kıbrıs Rum kesiminde komünist partisi (AKEL) güçlüydü ama kendilerini frenliyorlardı. Kıbrıs stratejik konumdaki bir adaydı. Adada iki büyük İngiliz üssü bulunuyordu. Açıkça iktidara oynarlarsa dış müdahale olmasından çekiniyorlardı. Gerçekçi olarak bakılırsa buna karşı koyabilecek güçte değildiler.
1970’e kadar durum böyleydi denilebilir.
Bağımsız, federatif Kıbrıs ada halkının çoğunluğunun isteğiydi.
Yunanistan adayı kendine bağlamak istiyor –buna Megalo İdea deniliyordu-, Türkiye ise adada önemli güç olmayı hedefliyordu.
Bu tarihi –yazmış ama yayınlanmamış dönemi de kapsayarak- tekrar yazmak ve bugüne kadar getirmek gerekir mi; bilmiyorum.
Bir kere daha sonra pek ilgilenmediğim bu tarihin kalanını öğrenmem gerekiyor.
Sonra belki… |