DEMOKRASİ KOMEDİSİ PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Mittwoch, den 15. Oktober 2025 um 12:51 Uhr

Engin Erkiner: Komedi kelimesinden daha uygununu bulamadım. Bildiğiniz gibi barış ve demokrasiyle ilgili bir komisyon kuruldu ve değişik insanları dinliyor. Bu arada da değişik kesimler bu uygulamayla ilgili görüşlerini ifade ediyorlar. DEM partililerin ifadesine göre Rehber Apo süreçle ve kendisiyle ilgili olarak kullanılan bazı belirlemelerden rahatsızmış. İktidara bu sesleri “hizaya sokması” ya da “susturması” çağrısı yapıldı.

Kimdir bu uygunsuz belirmeleri kullananlar?

Bunlar iktidar medyası olamaz çünkü onlar kendilerine ne söyleniyorsa tekrar ederler.

“Kurucu Önder Sayın Abdullah Öcalan” denilmiş bir kere, başkaları da buna uygun söylem kullanmaya dikkat edecektir.

Uygunsuz belirlemeler kullananlar başta SÖZ TV ve Tele 1 olsa gerektir. Bunlara diğer muhalefet partilerinin yayın organları da eklenebilir.

Komisyonun Öcalan’ı ziyaret etmesiyle bir şey olmaz ama CHP temsilcisine göre, DEM’in açıklamasının aksine, böyle bir şey konuşulmamış.

Bu gelişmeler bize Öcalan’ın ve DEM yöneticilerinin acemi politikacılar olduklarını yeniden gösteriyor. Öcalan stratejisi bulunmayan taktik bir politikacıdır. Kendisine göre zaten stratejinin kendisi de taktiktir yani önemli konularda bugün bir türlü yarın başka türlü konuşabilirsiniz.

Demokrasiye ulaşılmasından söz ediyorsanız, aleyhinizde olanlara tahammül etmeyi öğreneceksiniz. Almanların bir sözü vardır: politikayla uğraşanın derisi kalın olmalıdır.

Bunların derisi ince…

Herkes sizin lehinizde konuşmak, Rehber Apo’ya hayran olmak zorunda mıdır?

Böyle olanlar da vardır, tersi de vardır. Bunlara tahammül etmeyi bileceksiniz.

Önceki yazılardan birisinde sembolik silah bırakma töreninden sonra Bese Hozat’la yapılan söyleşideki belirlemeleri incelemiştim. Kendisi İstanbul’da yasal siyaset yapmak istiyordu.

Olabilir. Diyelim ki bunun sağlayacak yasal değişiklikler yapıldı ama Bese Hozat yine de yapamaz. Gerekli birikime sahip değildir. Burada belirttiğim sadece teorik birikim değildir, itirazlar ve karşı çıkışlar arasında politika yapmasını bilmiyorlar.

Rehber Apo da bilmiyor. Hayatında kimseyle tartışmamış. O anlatmış, başkaları dinlemiş ve onaylamış. Taraftarları –ki çoğu mürit düzeyindedir- iradelerini kendisine teslim etmişler. Bir belirlemenin doğru olması için Rehber Apo tarafından söylenmiş olması yeterlidir.

Başkaları için bu saçma bir doğrulama gerekçesidir.

Yine daha önce yazmıştım; Apo’nun serbest bırakılmasını, en azından televizyonlardaki açık oturumlara katılmasının sağlanmasını isterim. Orada herkes kendisinin politik olarak ne kadar boş olduğunu görecektir. Ortaya çıksın ve herkes görsün.

Birileri Öcalan’a yönelik hakaret düzeyinde belirlemelerde mi bulunuyor; cevap, “susturun şunları”dır.

RTE’nin danışmanlarından Uçum bile “bu nasıl demokrasi anlayışıdır” dediğine göre, anlayın artık komediyi…

Yüzüne gözüne bulaştırmak demeyeceğim, bunlar politika yapmayı bilmiyorlar.

Herkes sizin görüşünüzdeyse ya da yakın görüşteyse, politika kolaydır.

Yasal politikada ise bunun tersiyle sık karşılaşırsınız.

İtiraz edenle, başka belirlemeler yapanla tartışmasını bileceksin; onları mutlaka ikna etmen gerekmez ve genellikle ikna da olmazlar. Buna rağmen yolunda nasıl ilerleyebileceğini bileceksin.

En başta bunun öğrenilmesi gerekiyor.

Demirtaş böyle yapmasını biliyordu.

Kendisine o politik çevre tarafından yeterince sahip çıkılmadığını biliyoruz.

Olabilir, kendi sorunlarıdır.

Demirtaş serbest bırakılırsa ki hiç sanmıyorum, kendisi istesin ya da istemesin hareketin lideri durumuna yükselir ve çok sayıda Türk tarafından da desteklenir.

Bunu da ne devlet, ne Rehber Apo ve ne de müritleri istemez.