CANSIZ BEDENLERİN POLİTİK HAYATLARI PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Samstag, den 01. November 2025 um 21:17 Uhr

Engin Erkiner: Political Lives of Dead Bodies adını taşıyan kitabı görünce önce anlam veremedim. Ölmüş kişinin politik hayatı nasıl oluyordu? Kitabı biraz karıştırınca konunun önemini anladım. Doğru kütüphaneye, aynı konuda üç tane daha buldum, hepsini aldım ve ince birini birkaç saatte okuyup bitirdim.

Önemli bir konu…

Konunun değişik araştırmacıların ilgisini çekmesi 1989 sonrasında oluyor. Eski sosyalist ülkelerde liderlerin anıtları yıkılıyor, karşı devrimci olarak idam edilenlerin mezarları görünür yerlere taşınıyor.

Yıllar önce ölmüş kişilerin prestijleri yükseliyor.

Politik ortamın değişmesine paralel olarak daha önce lanetlenenler şimdi gururla anılıyor.

Enver Hoca’nın Tiran’ın Skanderbeg Meydanı’ndaki büyük heykeli 1990’lı yılların başlarında öğrenciler tarafından yıkıldı. Arnavutluk 1912-1992 kitabının arka kapağında heykelin yıkılmasının fotoğrafı yer almaktadır. Aynı meydanda anıt mezarı da bulunuyordu ve kaldırılacaktı. Rejim değişmiş, Arnavutluk sosyalizmden uzaklaşmış ve 40 yıl Arnavutluk Emek Partisi Genel Sekreteri olan Enver Hoca sıradan bir insan olmuştu.

Benzer durum Bulgaristan’da yaşandı. Dimitrov’un Sofya’daki anıt mezarı kaldırıldı.

Macaristan’da 1956 ayaklanmasına önderlik eden ve bu nedenle idam edilen Imre Nagy’nin mezarı açıldı ve güzel bir yere taşındı.

Politik ortam değişince kişilere verilen önem de değişiyor, eskiden önemli olan bazıları silinirken, unutulmaya bırakılanlar hatırlanıyordu.

Olup biteni kavramlaştıracak olursak eğer; buna ölümden sonra politik hayatın sürmesi denilebilirdi. Kişinin tarihteki rolü yeniden değerlendiriliyor, yapıtları unutulmaya başlamışken yeniden popüler oluyordu.

Bazı kişilerin politik hayatı ölümlerinden sonra daha parlak bile oluyordu.

Mesela Che Guevara…

Yaşarken dünya çapında tanınmış değildi; çok uygun zamanda (68 hareketi dönemi) öldü ve dünya çapındaki bu hareketin simgelerinden birisi oldu.

Deniz Gezmiş için de benzeri söylenebilir.

6 Mayıs 1972’de bedenen öldü ama politik olarak ölmedi. Denilebilir ki yaşadığı yıllarda şimdiki kadar geniş bir çevre tarafından benimsenmemişti. Bazı CHP’li belediyeler Deniz Gezmiş’in heykelini dikti. Her ölüm yıldönümünde anılıyor.

Mahir Çayan için de benzeri söylenebilir. Mahir sağlığında 1975-1980 dönemindeki kadar geniş bir çevre tarafından benimsenmemişti. 1980 sonrasında popülerliği geriledi ama O’nun da ölüm yıldönümü her yıl hatırlanmaktadır.

Kişilerin ölümlerinden sonra politik önemleri dönemin şartlarına göre değişiyor. Ölümden sonra da politik hayat sürüyor.

Bazı isimler öldükten sonra daha fazla benimseniyorlar…

Atatürk de böyle değil midir?

10 Kasım 1938’de öldü ama bugüne kadar geçen yıllarda sürekli gündemdeydi. Övüldü ve eleştirildi; dönemin özelliklerine göre prestiji yükseldi veya alçaldı ama her zaman gündemdeydi.

Bu da ölümden sonraki politik yaşam değil midir?

Bu nedenle, mesela Atatürk’ün biyografisini yazanlar sadece 1881-1938 dönemini anlatarak eksik iş yapmışlardır. Bu biyografi, ister övün ister yerin bugüne kadar getirilmelidir.

Atatürk’ün politik hayatı öldükten sonra da sürmüştür.

 

Konu üzerinde çalışıyorum…