BU KADINA HAYRANIM PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Sonntag, den 24. August 2025 um 19:35 Uhr

Engin Erkiner: Edebiyat Yazıları (1) kitabını okuyanlar (burada yer alan yazıları aralıklarla yayınlamıştım) kimden bahsettiğimi anlarlar: Christa Wolf. Bir gün Berlin’e yolum düşerse mezarını ziyaret edeceğim. Diyeceksiniz ki, sen ateistsin. Mezar ziyareti de nereden çıktı?

Bundan kadının haberi olmayacak, bu ziyareti kendim için, kadına olan saygımdan hareketle yapacağım.

Kadının romanları, öyküleri, konuşmaları, 60 yıl süren evliliğinin anlatımı, biyografisi ve hakkındaki başka yazıların hepsi 2000’li yıllarda basıldı. Almancayı kitap okuyabilecek kadar öğrendiğime bazen fazlasıyla seviniyorum. Mesela bu kaynakları İngilizcede bulamazsınız. Bunlara bir de Fransızcayı ekleyebilseydim iyi olurdu, birkaç kere niyetlendim ama hep yarım kaldı. Dil öğrenmede düzeyler vardır: A1 ve A2, B1 ve B2, C1 ve C2. Benimki A2 ile B1 arasında… Günlük konuşmayı yaparım ama gazete ve kitap okumanın uzağındayım.

Christa Wolf’un beni özellikle ilgilendiren yanı politik çizgisidir ve bu çizgi edebiyatına da yansımıştır.

Kadın sosyalist ama marksist değildir. Toplumcu gerçekçi edebiyatı reddeder. Yazarlık kalitesiyle (DAC’nin en tanınmış yazarıydı) yerini açmıştır. Her yapıtı edebiyat komiserleri tarafından ağır şekilde eleştirilmesine karşın geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. Bir ara SED merkez komitesindeydi, partinin edebiyat çizgisini izlemediği için çıkarıldı. Eşi Gerhard Wolf parti üyeliğinden çıkarıldı. Yapıtları yıllarca gecikilerek ve küçük rakamlarda basıldı. Fark etmez, kadının Batı Almanya’da da büyük okur kitlesi vardı. Yapıtları başka dillere de çevrildi.

Eşiyle birlikte hazırladıkları ve konut sorununu işleyen film yasaklanır. Burada blok apartman yapımının geleneksel komşuluk ilişkisini tahrip etmesinden söz edilmektedir.

Olmaz tabii, olur mu!

Sosyalizmin insanın bireyselliğini tahrip ettiğini savunmak, insanın tek tipleştirilmesine karşı çıkmak ve farklı bir sosyalizm istemek ve buna rağmen yüksek yazarlık prestiji nedeniyle dokunulamamak…

Christa Wolf’un yaptığıyla benim yaptığım benziyor: marksist olmayan bir sosyalist olarak kendine yer açabilmek…

O bunu edebiyattan çıkarak yaptı ve benim yaptığımla karşılaştırılamayacak kadar zordu.

1960 ve 1970’li yıllar zamanın geçerli sosyalizm anlayışının ve toplumcu gerçekçi edebiyat akımının prestijinin zirvede olduğu yıllardır ve DAC gibi marksizme katı olarak bağlı bir ülkede bunu yapabilmek gerçekten çok zordur.

Berlin Duvarı’nın ortadan kalktığı ama DAC’nin henüz yaşadığı geçiş öneminde kendisine üst düzey sorumluluk önerilir. Yazar olarak kalmak istediğini, politikacı olmak istemediğini söyleyerek kabul etmez.

İngilizcede Christa Wolf el kitabı var. Hayatı, yapıtları, etkisi, hakkında yazılanlar; hepsi var.

Kütüphaneden alacağım ama zaman yok ki, nasıl okuyacağım?

Hakkında çıkan birkaç kitabı ve birkaç romanını okudum. Kore tarihiyle ilgili çalışırken “Bölünmüş Gökyüzü” kitabının bu ülkede de büyük ilgi gördüğünü öğrenecektim. Almanya ve Kore, ikisi de bölünmüş uluslardı.

Bir cümlesi benim için çok önemlidir ve reel sosyalizmin tarihini anlatır diyebilirim:

“Partinin değil, hayatın gerçeği önemlidir.”

Değişik uluslardan Marksistlerin genel özelliğidir: özellikle kendileriyle ilgili gerçeği değiştirerek yansıtmak…

Aynı durum DAC’de de vardı. Mesela merkezi plandaki büyük aksamalar…

Bölünmüş Gökyüzü’nde -1960’lı yılların başları- bununla ilgili bölüm –doğal olarak- edebiyat komiserleri tarafından eleştirilmiştir.

 

İstediğin kadar aksini iddia et, saklamaya çalış; gerçek böyleydi ve insanlar bunu yaşıyorlardı.