BİR GÜN HEPİMİZ YANLIŞ ÇIKACAĞIZ PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Erkiner   
Samstag, den 26. Juli 2025 um 17:12 Uhr

Engin Erkiner: Bu belirlemeyi nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama hoşuma gitmişti ve aklımda kaldı. Söyleyen araştırmacı bir kişiydi; araştırdığı konuda belirli sonuçlara ulaşmış ve başka araştırmalar gibi bundan çıkan sonuçların da günün birinde geçersizleşeceğini belirtiyordu.

Normal süreç böyledir. Her şey sürekli araştırılıyor. Yeni konular ortaya çıkıyor, eski konularla ilgili yeni verilere ulaşılıyor, bunun ardından teoriler değişiyor…

Her şey aşılır, aşılabilir ve doğal olan da budur.

Öcalan’ın “Marksizmi aştım” belirlemesi alaya neden oluyor ve bu doğru değildir.

Marksizm aşılamaz, denilemez. Aşılamayacak hiçbir şey yoktur. Öcalan Marksizmi aşacak bilgi düzeyine sahip değildir ve dikkat çekilmesi gereken nokta da burasıdır.

Inesse Armand bir konuda Marx’ı eleştiren yazı yazar ve görüşünü öğrenmek için Lenin’e verir. Lenin “Marx eleştirilemez” demez. “Marx da insandır, hata yapmış olabilir, yalnız Marx’ı eleştirmek için daha iyi hazırlanmanız gerekir” der.

Konuyu bilirsiniz, iyi çalışmışsınızdır ve gerekçelendirerek Marx’ın ilgili konudaki görüşünü eleştirebilirsiniz.

Marx’ın ekonomik politik konusundaki görüşlerinden bir bölümünü yüz yıl önce Rosa Luxemburg eleştirmişti. Eleştiri konusu artı değerin gerçekleştirilmesiyle ilgiliydi. Üretilen malda artı değer vardır, mala içkindir ama mal satılmadan bu değer gerçekleştirilemez. Rosa Luxemburg bunun için kapitalist olmayan pazarlara ya da sömürgelere ihtiyaç olduğunu savunur. 1945’e kadar geçerli olan bu görüş sonrasında geçerliliğini kaybeder. Kapitalist ülkeler yeni bağımsızlıklarını kazanan eski sömürgelerden çok birbirlerine yani sermayenin organik bileşiminin yüksek olduğu ülkelere yatırım yaparlar. Bu dönemde kapitalizm hızlı gelişme gösterecektir (1970’e kadar).

Görüldüğü gibi her teorinin belirli bir ömrü vardır, kimisi uzun kimisi kısadır ama “filanca teori aşılamaz” belirlemesi yapılamaz.

“Sosyalizmin devletli olmasından etkilenerek devlet kurmaya odaklandık” ya da benzeri geçmişe yönelik bir belirleme fazlasıyla basittir, açıkçası ciddiye alınamaz.

Marx-Engels dünya devrimi beklentisindeydiler. Dünya devrimi, kapitalizmin en azından burjuvazinin iktidarı olarak ortadan kalkması, sosyalizmin önemli rakibinin olmaması demektir. Marx-Engels’teki sosyalizmde devletin giderek söneceği görüşü bu beklentiye dayanır. Anarşistlerle devlet konusunda Marx’ın tartışması aydınlatıcıdır: anarşistler devrimin ardından devletin hemen ortadan kaldırılmasını isterken Marx, proletarya diktatörlüğü olarak örgütlenmiş devletin burjuvazinin direncini kırmak için bir süre geçerli olduğunu savunur.

Dünya devrimi olmuş, sosyalizmin rakibi ortadan kalkmış ve buna rağmen Marx bir süre için devletin gerekli olduğunu savunuyor.

Dünya devrimi olmamış; tek ülkede ya da SSCB gibi geniş bir bölgede devrim olmuş ve siz devleti aşamalı olarak ortadan kaldırmaya yöneleceksiniz.

Bu görüş komik bile değildir!

Dünya devrimi olmadığı sürece ya da kapitalizm güçlü bir rakip olarak varlığını sürdürdüğü sürece sosyalizm devletli olmak zorundadır. Buradaki sorun, Zizek’in yerinde saptamasıyla, sosyalistlerin kendi devlet teorilerini geliştirmemiş olmalarıdır.

Aşılamayacak teori yoktur. Mesele, bunun için gerekli donanıma sahip misiniz, sorusunda düğümlenmektedir.

Bu donanıma sahip olmadığınız ortadayken insanlar Marksizmle ilgili görüşlerinizi neden ciddiye alsın? Başka konularda da aynısı geçerlidir. Her teori eleştirilebilir, aşılabilir ama gerekli donanımınız varsa…

Tahsiliniz lise bitirmekle sınırlıdır, İngilizce başta olmak üzere hiçbir önemli yabancı dili bilmezsiniz ve her konuda görüş üretmeye kalkarsınız!!!

Biraz ciddi olalım…