|
Engin Erkiner: Zihin evrenin en karmaşık makinesidir ve nasıl çalıştığı tam olarak çözümlenememiştir. Biyolojik olarak bakıldığında her şey çözülmüştür. Beynin hangi bölümü bedenin hangi fonksiyonundan sorumludur, biliniyor. Bu nedenle bedenin herhangi bir bölgesindeki sorunun beyinle bağlantısı nedir ve nasıl tamir edilebilir, bu da biliniyor. Keza beyindeki şu veya bu rahatsızlığın bedende uygun hareketler yardımıyla nasıl geçirilebileceği de biliniyor. Psikolojik rahatsızlıkların önemli bölümünün beyindeki durumla ilgisi bulunuyor. Mesela şizofrenin beyindeki sıvılar arasındaki dengenin değişmesiyle ilgisi, bu dengenin terapi yöntemleriyle eski durumuna getirilmesi de yıllardır biliniyor. Ek olarak beyin kendini onarabilen bir organdır. Mesela bir fonksiyon sona erdiğinde –diyelim kişi artık göremediğinde- beyin dokunma duygusunu geliştirir.
Beynin çözülemeyen özelliği nasıl karar aldığıdır. Beynin çok sayıda bölgesi birlikte faaliyet göstererek bir konuda karar alıyor, kaslara elektrik sinyali gönderiliyor ve beden kararı yerine getiriyor. Bunun mekanizması çözülememiş durumdadır. Beynin hangi bölgeleri hangi oranda karar sürecine katılıyor, bilinemiyor.
Yapay zeka ile ilgili çok sayıda video yaptım. Yapay zeka beynin işleyişinin makinede tekrarlanmasıdır ve beynin nasıl çalıştığı anlaşılabildiği oranda yapay zeka da gelişecektir. Bu alanda yaşanan büyük gelişmeye karşın konu hala başlangıç aşamasındadır.
Bu konuda bilinen örnek şöyledir:
Optik gözlü bir makine yapılmış. Makine karşısına kedi geldiğinde altındaki kapak açılıyor ve dışarıya kedi maması atıyor, başka bir varlık geldiğinde tepki göstermiyor. Makinenin karşısına gelenin kedi olduğunu anlayabilmesi için hafızasına yaklaşık 1000 kedi fotoğrafı yüklenmesi gerekiyor. Makine karşısına gelenle fotoğrafları hızla karşılaştırıyor, önemli benzerlik varsa kedi olduğuna karar veriyor ve yemi dışarı atıyor.
Küçük bir çocuk ise birkaç kedi örneği gördüğünde başka kedileri tanıyabiliyor. Küçük çocuk zihni makineden iyi çalışıyor. Bu nasıl oluyor? O beyinde farklı bir bilgi depolama ve karşılaştırma sistemi bulunuyor olması gerekiyor. Bu çözülebilirse eğer, makineye 1000 fotoğraf yüklenmesi gerekmeyecektir.
Farklı ama ilgili başka bir konu: geçmişi hatırlamakta gidebileceğimiz yer sınırlıdır. Mesela kişinin 2-3 yaşını hatırlaması mümkün değildir. 4 bile çok zordur. O yaşlarını kendisine anlatılanlar üzerinden bilir, kendisi hatırlayamaz.
Halbuki hatırlaması gerekir. Beyin boştur, hafızaya kolayca kaydeder ama hatırlayamazsınız.
Bunun nedeni şöyle açıklanıyor: bebek beyni görüntü üzerinden çalışır, hafızaya kaydeder. Büyüdükçe sadece görüntü değil artan oranda sözler, kelimeler üzerinden çalışmaya başlar; onları özellikle kaydeder. Söz hafızası giderek eski resim hafızasını kapatır. Birkaç yıl önce son okuduğum çözümleme böyleydi, bu arada belki yenileri de gündeme gelmiş olabilir.
Adını vermeyeyim 40 yıldır Almanya’da yaşayan ama bu dili tarzanca denilebilecek kadar kötü konuşan bir arkadaş, beyinle ilgili bir ameliyat olduktan sonra seri Almanca konuşmaya başladı. Bu yeni bir olay sayılmaz çünkü başka beyin ameliyatlarında da benzeri görülmüş ve basında yer almıştı. 40 yıldır duyulan ama konuşulamayan Almanca zihinde birikmiş, ameliyat o birikimin konuşmaya geçmesini engelleyen faktörü kaldırmış, zihin serbestleşmiş.
Bunun mekanizması tam olarak nasıldır, bilmiyorum. Operatörlerin de tam olarak bildiklerini sanmıyorum.
Şöyle vakalar da yaşanmıştır: beyin ameliyatı geçiren kişi önceden bilmediği bir dili, diyelim İspanyolca, konuşmaya başlamış. Bu dille ilgisi olmamış kişinin birden bu dili konuşabilmesi mümkün değildir, ancak şöyle olabilir: kişi hayatının bir döneminde İspanyolca duymuştur ve zihnin bir köşesinde İspanyolca yer almıştır. Ameliyat o köşedeki bilginin pratiğe geçmesini kolaylaştırmış, engeli kaldırmıştır. Bu nasıl olmuştur, tam açıklamasının yapılabileceğini sanmıyorum. İspanyolcanın beynin uzun vadeli hafıza bölümünde depolandığı söylenebilir, o kadar. Beynin bir de kısa vadeli hafıza bölümü vardır. Hafızaları güçlü kişiler bu iki bölge arasında yoğun iletişim kurabilirler.
Bir başka konu; dil öğrenmeyle beyindeki nöronların dizilişi arasındaki ilişki. Çocuklar birkaç dili birden öğrenebilirken büyükler yapamazlar çünkü bir dili öğrenirken kurulan dizilişten farklı bir diziliş ikinci dil için gereklidir. Bunlar aynı zaman aralığında yapılırsa birkaç dili birden öğrenmek mümkün olur.
Almanca bilenlerin Google Drive’da Engin Erkiner Kitaplar bölümünde Almanca başlığı altında yer alan Wie fonktioniert rivalisierende kollektive Kognition? (Rakip Sosyal Akıllar nasıl Çalışır?) yazısını okumalarını öneririm. Felsefe bölümünü bitirme tezimdir. Yeni zihin felsefesiyle yakından ilgilidir. |